İbrahimhacılı Köyü Tarihçesi

2012-10-22 01:38:00

 

İbrahimhacılı Köyü, Yozgat’ın güneybatısındaki Şefaatli Kazası’na bağlıdır. Köy, ilçe merkezine 19 km. uzaklıktadır. Saçlı, Saatli, Güzelli ve Kumkuyu köyleri ile komşu olan İbrahimhacılı, günümüzde 79 hane ve 198 kişilik nüfusa sahiptir.

İbrahimhacılı Köyü’nün içerisinde bulunduğu bölge hakkında bilgi veren Osmanlı kaynakları 16. yüzyılın ilk yarısına uzanmaktadır. Zira aşağıda anlatılacağı üzere bölge 16. yüzyılın başlarında, 1522 yılında Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. 16. yüzyılın ikinci yarısına ait arşiv kayıtlarında köyün dâhil olduğu bölge, Bozok Sancağının Aşağı Kanak Nahiyesi’ne bağlı olarak görülmektedir. 18. yüzyılda ise kazanın ismi Kızılkoca’dır.

İbrahimhacılı Köyü’nün günümüzde bağlı olduğu Şefaatli İlçesi ismini, eskiden Kızılkoca Kazası içindeki Hacı Şefaatli Köyü’nden almaktadır. 1928’de demiryolunun geçmesi ve tren istasyonunun kurulması sebebiyle Hacı Şefaatli’nin önemi artmıştır. Bunun üzerine Kızılkoca kaza merkezi Yassıağıl Köyü’nden 1933 yılında buraya nakledilmiştir. 1954 yılındaki idari düzenlemelerde Şefaatli adıyla yeni bir ilçe teşekkül etmiştir.

 

A. KÖYÜN BULUNDUĞU BÖLGENİN TARİHÇESİ

İbrahimhacılı Köyü’nün tarihini daha iyi anlamak için köyün içinde bulunduğu bölgenin tarihsel geçmişine uzanmak gerekmektedir. Bölgenin tarihini de Anadolu’nun fethinden önceki dönem, Anadolu’nun fethinden sonraki dönem ve asıl konumuzu ilgilendiren Osmanlı dönemi olmak üzere üç kısma ayırarak ele alabiliriz.

Anadolu’nun Fethinden Önce

İbrahimhacılı’nın içinde bulunduğu bölge, Anadolu’nun orta yerinde eski medeniyetlere beşiklik yapmış bir sahadır. Zira buralar MÖ. 2000-1500 yıllarında Hitit İmparatorluğunun hâkimiyet alanında yer almıştır. Yozgat çevresindeki Alişar, Kuşhisar, Kazankaya, Çengeltepe ve Mercimektepe gibi yerleşim kalıntıları bu medeniyetin izlerini günümüze taşımaktadır.

Hititlerden sonra Friglerin Anadolu’daki hâkimiyeti MÖ. 1200’lerde başlamış ve MÖ. 6. ve 5. yüzyıllar arasındaki Kimmerler dönemine kadar devam etmiştir. Kimmerlerin ardından bölgede Lidyalıların kısa süren hâkimiyetini görmekteyiz.

MÖ. 585’den sonra Perslerin hâkimiyeti söz konusudur. Perslerin bölgedeki varlıklarının 3. yüzyılda sona ermesinin ardından MÖ. 278-277 tarihlerinde Balkanlar’dan Anadolu’ya gelen Galatlar, Orta Anadolu’da 3 yüzyıl etkinliklerini sürdürmüşlerdir.

Galatlar’ın bölgedeki etkinliklerinin MÖ. 1. yüzyılda sona ermesiyle bölge Romalıların eline geçmiştir. Roma İmparatorluğu’nun MS. 395’te ikiye ayrılmasından sonra bölge ise Türklerin fethine kadar Doğu Roma’nın yani Bizans’ın kontrolünde kalmıştır.

Büyük Nefes Köyü’ndeki Tavium harabeleri ve Sarıkaya çevresinde bulunan Roma yerleşim yerleri, İbrahimhacılı Köyü’nün içinde bulunduğu bölgenin eski medeniyet merkezi olma özelliklerini belgeleyen başka kanıtlardır.

Anadolu’nun Fethinden Sonra

Türklerin Anadolu’yu fethetmeleri ve Anadolu’nun Türk yurdu haline gelmesi, Oğuz boyundan Müslüman olanların yani Türkmenlerin 11. yüzyılda İran’da Büyük Selçuklu Devleti’ni kurmalarıyla başlamıştır. İran’daki Büyük Selçuklu Devleti yöneticileri, Horasan ve Türkistan’dan gelen kalabalık Türkmen kitlelerini Anadolu’ya yönlendirmişlerdir.

Selçuklu Sultanı Alparslan’nın, 1071 yılında Malazgirt meydanında Bizans kuvvetlerini mağlup etmesinin ardından, Anadolu’ya kitleler halinde akan Türkmenler, kısa sürede Boğazlara ve Ege kıyılarına kadar ulaşmışlardır.

Anadolu’ya gelmiş olan Oğuz/Türkmen kitleleri, eski kabile veya oymak isimlerini korudukları gibi, bir kısmı da yeni başbuğlarının adlarına göre; “İnallı, Danişmendli, Dulkadırlı, Germiyanlı Bozdağlu, Akçakoyunlu, Karakeçili, Tekeli, Dündarlı, Ramazanlı, Tecirli ve Ceridli gibi” çeşitli adlar altında yeni boy ve oymaklar meydana getirmişlerdir.

Anadolu’ya gelen bu Türkmenlerden Tokat ve çevresine hâkim olan Danişmendli Beyliği, 1178’e kadar Yozgat bölgesini de hâkimiyeti altına almıştı. Dolayısıyla henüz kurulmamış olmasa bile İbrahimhacılı Köyü’nün bulunduğu yöre, bu beyliğin hâkimiyet sahasına girmiş oluyordu. Bu tarihten sonra ise bölge, “Danişmendli Eyaleti” adıyla Anadolu Selçuklu Devleti’nin topraklarına katılmıştır.

1243 tarihinden itibaren Anadolu’da artık fiilen bir Moğol hâkimiyeti söz konusudur. Bu dönemde bölgeye Tatar oymaklarının yerleşmiş olduklarını biliyoruz. Ancak 14. yüzyılın başından artık Moğollar da eski güçlerini kaybedeceklerdir. Bu sebeple bölge, Moğolların zayıflamasıyla ortaya çıkan Kayseri merkezli Eratna Devleti’nin (1344) hâkimiyetine girmiştir. Yıldırım Beyazıt döneminde 1398-1401 yılları arasında, kısa süreliğini Osmanlı Devleti idaresinde kalan bölge, Timur’un Anadolu’yu terk etmesinden sonra Dulkadırlılara tabi Bozok Türkmenlerinin yurdu olmuştur.

Bölgede Türkmenlerin Etkileri ve Fonksiyonları

Oğuz Türkleri, Türkistan’da bu günkü Türkmenistan yöresinde yaşarlarken, 11. yüzyılda Müslüman olmalarıyla Türkmen adını almışlardı. Türkmenler, yukarıda da değindiğimiz gibi 11. yüzyılda İran üzerinden Irak, Suriye ve Anadolu’ya yayılarak birçok küçük beyliğin yanında; Selçuklu Osmanlı gibi büyük imparatorluklar kurmuşlardır.

Oğuzlar (Türkmenler), eski yurtlarında Bozoklar ve Üçoklar adlarıyla iki kola ayrılarak teşkilatlanmışlardır. Oğuzlar’dan 13. yüzyılda Anadolu’ya topluca göçenlerden bir kısmı bu eski teşkilat yapılarını burada da sürdüşmüşlerdi. Mesela Kuzey Suriye, Maraş ve Sivas’a kadar uzanan bölgeleri yurt tutan Türkmenler, Bozok; Çukurova bölgesini yurt tutanlar ise Üçoklar olarak biliniyorlardı.

Yazın Uzunyayla’ya kadar çıkan, kışın da Halep ve Şam’a inen bu Türkmenler, Maraş merkezli Dulkadırlı Beyliğini kurmuşlardı.

Ankara Savaşı’ndan sonra bir süre Anadolu’da kalan Timur, 1404’de geri Türkistan’a dönerken, Sivas ve Yozgat bölgesini yurt tutmuş olan Kara Tatarları da zorla beraberinde götürdü. Böylece Tatarlardan boşalan Yozgat bölgesi, göçebe Dulkadırlı Türkmenleri tarafından işgal edildi. Yukarıda da değindiğimiz gibi Dulkadırlı Türkmenleri, Oğuzların Bozok koluna mensup olduklarından Yozgat ve çevresindeki Türkmenlere Bozoklu deniliyordu. Yaklaşık yüzyıl sonra Osmanlı yönetimine giren bu Türkmenlerin iskân edilmelerinden dolayı İbrahimhacılı Köyü’nün de içerisinde olduğu coğrafya, Osmanlı kayıtlarında “Bozok Sancağı” adı ile anılacaktır. 

Osmanlılar Dönemi

Dulkadır Beyi Ali Bey’in 1522 tarihinde öldürülmesinden sonra Dulkadırlı ülkesi Osmanlı topraklarına katıldı. Bozok bölgesi de bu esnada bir “sancak” olarak örgütlenip Osmanlı idaresine bağlanmıştır.

Yukarıda değindiğimiz gibi, 15. yüzyılın başında da Dulkadırlılara bağlı konar-göçer Türkmenlerin iskân bölgesi olan Bozok Sancağı, 16. yüzyılın ortalarından itibaren önemli oranda iskân edilmişti. Ancak 17. yüzyıldaki Celali isyanlarından olumsuz etkilenmiş, bazı köylerin halkı yerlerin yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardı. Bu nedenle 18. Yüzyılda ve 19. yüzyılın ortalarında yeni iskânlara sahne olmuştur.

Anadolu’daki idarenin zayıfladığı dönemlerde asayiş sorununu en yakından yaşayan bölgede; Çapanoğlu Ahmet Paşa’nın 1744 yılında Bozok mütesellimliğine (sancakbeyi vekili) tayin edilmesinden itibaren daha istikrarlı bir devre söz konusudur. 1813 yılında Çapanoğlu Süleyman Bey’in ölümüne kadar Bozok, aradaki bazı kısa süreli zamanları saymazsak, Çapanoğullarının yönetiminde kalmıştır. Bu esnada İbrahimhacılı Köyü de aynı idare içinde yer almıştır.

 

B. KÖYÜN KURULUŞU VE HALKIN MENŞEİ

Köyü kuran halkın kökenleri, yukarıda belirttiğimiz gibi, Dulkadırlı Beyliği’ne bağlı Oğuz Türkleri, yani Türkmenlerdir. Yozgat bölgesini iskân eden ve İbrahimhacılı Köyü ile birlikte Yozgat ve çevresinde yaşayan halkın çoğunluğunun ataları olduklarını tahmin ettiğimiz Türkmenler 16. yüzyılda şu kabilelere ayrılmışlardı:

Kızılkocalı, Süleymanlı, Ağcalu, Salmanlı, Çiçekli, Zakirlü, Mesudlu, Ağca Koyunlu, Kavurgalı, Demircili, Ali Beyli, Sekili, Tecirli, Deli Alili, Şam Bayadı ve Karamanlu-yı Dinik.

Bu kabilelerin yerleştikleri yerler Dulkadırlı Beyliği sona erinceye (1522) kadar Dulkadırlılar tarafından idare edilmişlerdir. İbrahimhacılı Köyü’nün kurucuları da esas olarak anlattığımız bu Türkmen kabilelerine dayanmaktadır. Bölgede sık sık rastlanan köy isimlerinin çoğu, ya Dulkadırlı ailesinden ileri gelen, ya da tanınmış kişilerin isimlerinden almaktadır. Bunun gibi İbrahimhacılı köyünün adı da, aşağıda daha ayrıntılı anlatacağımız üzere, “İbrahim Hacı” adlı şahıs ile ilgilidir.

 

Köyün İsminin Kaynağı

Köyün adı, 16 yüzyıl Osmanlı kayıtlarında gördüğümüz “İbrahim Hacılı”, “Hacı İbrahimli” veya “İbrahim Hacı Evladı” gibi isimlerle anılan Türkmen kabilesinden geldiği muhakkaktır. Söz konusu kabile ise bu dönemde Çukurova, Maraş ve Konya, Aksaray ve Yozgat bölgelerinde 7-8 cemaate ayrılmış halde yaşıyorlardı.

İbrahim Hacılı kabilesinin isminin efsanevi bir kişilik olan “İbrahim Hacı”dan geldiği düşünülmektedir. Hacı Bektaş Velayetnamesi’nde (Abdülkadir Gölpınarlı yayını, sayfa 21) anlatılan bir rivayet, Hacı Bektaş-ı Veli’nin Anadolu’ya geldiği zaman ilk karşılaştığı kimselerden birisinin “İbrahim Hacı” olduğunu söylemektedir.

Rivayete göre; Anadolu’ya Türkmen içinde Dulkadırlı İlinde Bozok’tan giren Hacı Bektaş, koyun güden bir çobana rastlamıştı. Daha çobanla konuşmadan, velilik kokusunu alan koyunlar koşuşup onun çevresine toplanmaya başlamışlardı. Koyunları engellemekte çaresiz kalan çoban en sonunda kendi kendine; “Bu kimse olsa olsa Tanrı dostlarındandır. Koyun kadar aklım yok mu; varayım eline ayağına düşeyim, belki bana da himmet eder.” diye düşünmüş ve yanına giderek;

“Ey gerçek er! Bize de lütfet, kerem et.” diye konuşmuştu.

Bunun üzerine bir yere oturan Hünkâr ile çoban arasında kısa bir konuşma yaşandı.

Hünkâr çobana; “Adın ne?” diye sordu.

Çoban: “İbrahim” diye karşılık verdi.

Hünkâr: “Başındakini çıkar” dedi.

İbrahim Hacı’nın başında geyik postundan dikilmiş bir börk vardı. Çıkarıp Hünkâr’a verdi. Hünkâr tekrar o börkü İbrahim Hacı’nın başına giydirdi, tekbirledi, gözünü ve arkasını sıvazladı. Sonra ona:

“Yürü!” dedi. “Bozok ile Üçok’u (Yani Çukurova, Maraş ve Yozgat bölgesi) sana yurt verdik, ekmeğin olsun. Koyuncuklar da seninle beraber varsınlar”

Yine Velayetname’de rivayet edildiğine göre; o olaydan sonra İbrahim Hacı’da ince kerametler zuhura gelmişti. Öylesine tanınmıştı ki Dulkadirli vilayetinde ayağına taş dokunan İbrahim Hacı’yı çağırırdı.

İbrahim Hacı, kendisini sevenlerine geyik postundan taç giydiriyordu. Ancak onun ölümünden sonra Dede Karkın evladı, İbrahim Hacı oğullarını sıkıştırmaya başladılar. Onlar; “Geyik derisinden taç, Dede Karkın’ındır” diyerek itiraz ettiler. Aralarından bir takım tartışmalar yaşandı fakat sonunda Dede Karkınlılar, İbrahim Hacı evladının ellerinden zorla bu börkü aldılar.

 

Tarihi Vesikalarda İbrahim Hacı

Velayetnamedeki bu rivayet bize İbrahim Hacılı kabilesi hakkında ipuçları vermektedir. Muhtemel ki, İbrahim Hacı’nın çocuklarının sayısı zamanla arttı ve gruplar halinde dağıldılar. Nitekim 13. yüzyılın ortasında geçmesi gereken Hacı Bektaş ile İbrahim Hacı arasındaki bu olayın yaşanmasından 300 yıl sonra, 1530’lu yıllara ait Osmanlı belgelerinde İbrahim Hacı ismi tekrar karşımıza çıkmaktadır. Yukarıda da kısaca belirttiğimiz gibi, bu ilk Osmanlı kayıtlarına göre sayıları çoğalmış olan İbrahim Hacılılar; Çukurova, Maraş, Konya, Aksaray ve Yozgat bölgesine, kayıtlarda cemaat denilen gruplar halinde dağılmış haldeydiler. Söz konusu bu grupların yani cemaatlerin dağılımı şöyledir:

- Zamantı Kazası, Pınarbaşı Nahiyesi’nin Akarca Köyü’nde: 5 hane. 

- Maraş, Bayındır Nahiyesi’nde Gündeşli ve Keşirli Türkmen taifesi içinde 50 hane.

- Maraş, Bayındır Nahiyesi’nde Dokuz taifesi içinde 11 hane, iki bekâr.

- Konya’da Turgut Kazası’nda Atçeken Türkmenleri arasında 22 hane, 9 bekâr.

- Aksaray, Koçhisar Nahiyesi’nde 40 hane, 5 bekâr.

- Niğde’de 19 hane, 34 nefer.

- Adana Üzeyir Kazası’nda, 29 hane, 9 bekâr.

- Bozok sancağı Çandır yöresinde 4 hane.

1575-1576 tarihli kayıtlarda, Yozgat’a bağlı iken şimdi Sivas ili sınırlarında kalan Çubuk Nahiyesi’nde Çiçeklü kabilesi’nin İbrahimhacı isminde bir köy kurduğunu görüyoruz. Bölgede İbrahim Hacı adlı bir Türkmen cemaati de bulunmaktadır. Yine aynı döneme ait kayıtlarda Kızılkoca kabilesinin iskân edildiği alanlar ki şimdiki Şefaatli Kazası da bu alan içinde kalmaktadır; Kızılkocalu kabilesinin kurduğu köyler arasında “İbrahimhacı” adlı bir köyün olduğu görülmektedir. Bu kaydın, şimdiki İbrahimhacılı Köyü’ne işaret ettiği kuvvetle muhtemeldir. Buradan hareketle; bizim araştırdığımız köyün, 16. yüzyılın sonlarına doğru, Bozok ve Üçok bölgesine gruplar (cemaatler) halinde dağılmış olan İbrahim Hacı evladından Kızılkocalu kabilesi içinde bulunan grup tarafından kurulmuş olduğunu söylememiz mümkündür.

 

İbrahim Hacılıların Kurdukları Diğer Köyler

İbrahimhacılı Köyü’nün kurucuları olduğu anlaşılan İbrahim Hacı (veya Hacı İbrahim) evladının 16. yüzyılda Bozok ve Üçok Türkmenlerinin bulundukları mıntıkalara cemaatler (yani gruplar) halinde dağılmış halde olduklarını yukarıda belirtmiştik. Buna paralel olarak da günümüzde de Türkiye’de anılan bölgelerde İbrahimhacı veya Hacıibrahim ismiyle kurulmuş köylere rastlamaktayız. Bunlar:

Hacıibrahim: Adana, Ceyhan’da mahalle,

İbrahimhacılı: Yozgat, Şefaatli’de köy,

Hacıibrahim: Kastamonu, İnebolu’da köy,

Hacıibrahim: Afyon, Merkez kazada köy,

Hacıibrahimler: Manisa, Akhisar’da köy,

Hacıibrahimuşağı: Aksaray, Ortaköy’de köy,

Hacıibrahimuşağı: Kahramanmaraş, Süleymanlı Nahiyesi’nde köy olarak karşımıza çıkmaktadır.

Saydığımız bütün bu köylerin kurucularının aynı aileden gelen ve birbiriyle köken bağlantısı olan insanlar olduğu kuvvetle muhtemeldir.

                                                                                                                                                                                                           

C. KÖYDEKİ AİLELER VE NÜFUS YAPISI

Yukarıda anlattığımız genel bilgilerden başka, İbrahimhacılı Köyü ile ilgili 19. yüzyıla ait nüfus bilgilerine rastlıyoruz. 1831 tarihine ait olan bu bilgilere göre İbrahimhacılı Köyü’nde yaşayan aileler şunlardır:

Kara Mustafaoğulları (Aynı isimden iki aile vardır),

Şehirlioğulları,

Çalıkoğulları,

Deli Mustafaoğulları,

Korkutoğulları,

Yeni Mehmetoğulları,

Şerefoğulları,

İldelenlioğulları,

Canbazoğulları,

Abidinoğulları,

Uluvanlıoğulları,

Sarı İsmailoğulları ve

Söz konusu kayıtlara göre köyün hane sayısı 15’tir. Toplam erkek nüfusu da 61 olarak görülmektedir. Yukarıda saydığımız bu ailelerden;

Kara Mustafaoğulları,

Şehirlioğulları,

Çalıkoğulları,

Deli Mustafaoğulları,

Korkudoğulları,

Yeni Mehmedoğulları ve

Şerefoğulları,

ailelelerine mensup 27 erkek nüfus, köyün eski halkıdır. Bunların köyün ilk kurucularından geldiğini tahmin etmek mümkündür. Bu durumda; söz konusu bu aileler köyün ilk kurucusu Türkmenlere dayandıklarını düşünmek yanlış olmayacaktır.

Ancak, köydeki diğer ailelerden İldelenlioğulları ailesine mensup 3 kişi, Haremeyn Aşiretine tabi İldelenli cemaatindendir.

Yukarıda köyün eskilerinden olandan başka ayrı bir Kara Mustafaoğulları ailesi daha vardır. Bu ikinci aile ile Abidinoğulları ve Canbazoğulları ailelerine mensup toplam 19 erkek nüfus ise Çungar Yörüklerindendir.

Bu bilgilerden hareketle; İldelenli cemaati ve Çungar Yörüklerine mensup olduklarını belirttiğimiz ailelerin, köye daha sonra yerleştirilmiş oldukları anlaşılmaktadır.

Köydeki halkın nüfus hareketleri şöyledir;

-1832 tarihinde Yeni Mehmetoğlu İbrahim ve oğlu Mehmet Ürgüp Kazası’na gitmişlerdir.

-Uluvanlıoğulları ve Deli Mustafaoğulları ailelileri ise 1836 yılında İbrahimhacılı Köyü’ne Paşa Köyü’nden gelen ailelerdir.

-Esbkeşan yani (Konya bölgesindeki Atçeken Türkmen aşiretinden olan Sarı İsmailoğulları da köye sonradan yerleşmiş olan ailelerdendir.

 

Köyde Yaşayan Erkek Nüfusun İsimleri ve Yaşları

 

1-Kara Mustafaoğulları (1)

Bu aileden bilinen en eski isim Kara Mustafa oğlu Hüseyin ve Ömer isminde kardeş olan iki şahsın ismini bilmekteyiz. 1831 yılında her ikisi de sağ değildir.

Kara Mustafaoğlu Hüseyin’in; birisi 1785 doğumlu Mustafa ve diğeri de 1786 doğumlu Mehmet isminde iki oğlu yaşamaktadır.

Hüseyin’in bu çocuklarından Mustafa’nın 1811 doğumlu İsmail ile 1832 doğumlu Ali isimlerinde iki oğlu vardır.

İsmail’in ise 1836 yılında Osman isimli bir oğlu olmuştur. Ancak 20 günlük iken vefat ettiğinden yine aynı yıl içinde doğan diğer bir çocuğuna da Osman ismi verilmiştir.

İsmail’in daha sonra 1838 yılında Ahmet isminde bir oğlu daha olmuştur.

Kara Mustafaoğlu Hüseyin’in ikinci oğlu Mehmet’in ise 1811 doğumlu babasının ismini verdiği Hüseyin adlı bir oğlu vardır.

Yukarıda en başta söylediğimiz, kardeşlerden ikincisi olan Karamustafa oğullarından Ömer’in ise biri;

1790 doğumlu Musa ve diğeri,

1826 doğumlu Hasan isminde iki oğlu vardır.

 

2- Şehirlioğulları

Bu tarihte köyde Şehirlioğlu Musa’nın 1790 doğumlu ve ikisi de 41 yaşında ve çiftçi olan Bekir ve Osman isminde iki oğlu vardır.

Bekir’in 1823 doğumlu ve 8 yaşında Mehmet isminde bir oğlu vardır.

Osman’ın ise üç oğlu vardır. Bunlar:

1826 doğumlu ve 5 yaşında Osman,

1829 yılında doğup 1837’de 8 yaşında iken vefat eden Mustafa ve

1833 doğumlu Bekir’dir.

 

3- Çalıkoğulları

Çalıkoğulları ailesinden 1831 tarihinde köyde 1809 doğumlu ve 22 yaşında Mehmet vardır. Babasının adı Abdurrahman’dır.

Mehmet’in de üç oğlu görünmektedir. Bunlar:

1827 doğumlu ve 4 yaşında babasının ismini taşıyan Abdurrahman,

1829 doğumlu ve 2 yaşındaki Ömer ve

1834 doğumlu Ali’dir.

 

4- Deli Mustafaoğulları

Köyde bu dönemde yaşayan Deli Mustafaoğulları ailesinden Ömer ve kardeşi İbrahim vardır. Ömer (1800) 31 yaşında kardeşi İbrahim ise (1806) 25 yaşındadır. Babalarının ismi de Mustafa’dır.

Ömer ve İbrahim’in 1835 yılında doğmuş ve babalarının ismini verdikleri birer oğulları vardır.

Deli Mustafaoğulları ailesinden Deli Mustafa oğlu Ömer, 1834 yılında Paşaköy’ünden İbrahimhacılı Köyü’ne gelmiştir. Çiftçilik yapmaktadır.

 

5- Korkutoğulları

Bu tarihte köyde Korkutoğulları ailesinden Hüseyin ve amcası Hasan’ın oğlu Mehmet yaşamaktadır.

1769 tarihinde doğan Hüseyin 62 yaşındadır. Babasının ismi Hüseyin’dir.

1838 tarihinde 69 yaşında iken vefat eden Hüseyin’in iki oğlu vardır. Bunlar:

1826 doğumlu ve 5 yaşındaki Hasan ve

1829 doğumlu ve 2 yaşında olan Hüseyin’dir.

 

Korkut oğlu Hasan’ın da Mehmet isminde bir oğlu görülmektedir. Mehmet, 1806 doğumlu ve 25 yaşındadır.

 

6- Yeni Mehmetoğulları

Yeni Mehmetoğlu ailesinden İbrahim ve kardeşi Osman yaşamaktadır.

İbrahim (1803) 28 yaşında,

kardeşi Osman ise (1812) 19 yaşındadır.

 

7- Şerefoğulları

Şerefoğulları ailesinin bir ferdi olan ve bu tarihte köyde yaşayan Mehmet 1795 doğumlu olup 36 yaşındadır. Çiftçilikle uğraşan Mehmet’in babasının adı Şeref’tir.

Mehmet’in 2 oğlu vardır. Bunlardan birisi;

1828 doğumlu Kahraman diğeri ise,

1832 yılında 3 yaşında vefat eden Abdullah’tır.

 

8- İldelenlioğulları

İldelenli ailesinden köyde bu tarihte yaşayan 1790 doğumlu ve 41 yaşında olan Mehmet vardır. Mehmet’in babasının ismi İldelenlioğlu Bekir’dir.

Mehmet’in iki oğlu vardır. Bunlar:

1826 doğumlu ve 5 yaşında Mehmet ve

1828 doğumlu ve 3 yaşında Bekir’dir.

 

9- Kara Mustafaoğulları (2)

Yukarıda birinci sırada saydığımız Kara Mustafa oğullarından başka ikinci bir Kara Mustafa oğlu ailesi vardır. Bu ikinci Kara Mustafaoğulları ailesi Çongar Yörüğündendir.

Bu ailenin 1831 tarihinde yaşayan en yaşlı ferdi Kara Mustafa oğlu Bekir Hacı Ali’dir. 1759 yılında doğan ve 1839’da 80 yaşında vefat eden Bekir Hacı Ali’nin İbrahim ve Hamiş adlarında iki kardeşi vardır ancak bunların doğum ve ölüm tarihlerine dair bilgi mevcut değildir.

Bekir Hacı Ali’nin 1800 doğumlu ve 31 yaşında Hüseyin isminde bir oğlu vardır. Hüseyin’in de 1835 doğumlu Osman ve 1839 doğumlu Mehmet isminde iki oğlu vardır.

Kara Mustafaoğlu Bekir Hacı Ali’nin kardeşi olan İbrahim’in 1790 doğumlu ve 41 yaşında Hacı Ali isimli bir oğlu vardır. Bunun da 1828 doğumlu Emrullah ve 1836 doğumlu Hanifi isminde çoçukları vardır.

Bekir Hacı Ali’nin diğer kardeşi Kara Mustafaoğlu Hamiş’in ise 1826 doğumlu ve 5 yaşında İbiş ile 1828 doğumlu Süleyman adlı iki oğlu vardır.

 

10- Abidinoğulları

Çungar Yörüklerinden olan bu ailenin bu tarihte köyde ikamet edenleri arasında Süleyman ve kardeşi Mehmet Ali vardır. Süleyman (1803) 28 yaşında kardeşi Mehmet Ali de (1812) 19 yaşındadır. Süleyman ve Mehmet Ali’nin babalarının ismi Abdullah’tır.

Süleyman ve Mehmet Ali’nin amcaoğulları 1811 doğumlu ve 20 yaşındaki Yusuf’ta köyde yaşamaktadır. Yusuf’un babasının ismi Mustafa’dır.

Bu aileden ayrıca İbrahim oğlu Ali isminde ayrı bir hane daha yaşamaktadır. 1780 doğumlu olan Ali 51 yaşındadır.

Çiftçilikle uğraşan Ali’nin 1826 doğumlu ve 5 yaşında İbiş isminde bir oğlu vardır.

 

11- Canbazoğulları

Çungar Yörüklerinden olan bu aileden 1831 yılında Canbazoğlu Hüseyin yaşamaktadır. Hüseyin 1790 doğumlu ve 41 yaşındadır. Hüseyin’in babası Canbazoğlu Mustafa’dır.

Hüseyin’in;

1819 doğumlu Mustafa,

1826 doğumlu Ali ve

1829 doğumlu Halil isminde üç oğlu vardır.

 

12- Sarı İsmailoğulları

Bu aileden Sarı İsmail oğlu Mikdad yaşamaktadır. 1769 doğumlu ve 62 yaşında olan Çiftçi Mikdad’ın 3 oğlu vardır. Bunlar:

1795 doğumlu ve 36 yaşındaki Osman,

1827 doğumlu Yakup ve

1829 doğumlu Ali’dir. 

(Konya Yörüklerinden Atçeken aşiretindendir. 1831 tarihinden bir müddet önce gelip yerleşmiştir.)

13- Uluvanlıoğulları

Uluvanlıoğulları ailesinden İsmail oğlu Mehmet, Paşaköy’ünden 1835 yılında İbrahimhacılı Köyü’ne gelmiştir. Çiftçilik yapan Mehmet 1808 doğumlu ve 23 yaşındadır.

 

D. KÖY HALKININ

19. YÜZYILIN ORTALARINDA MESLEK VE MALİ DURUMLARI

1831 tarihli kayıtlarına göre sancak ahalisinden Kara Mustafaoğlu ailesi reisi orta boylu kır sakallı ve 46 yaşındaki Hüseyin oğlu Mustafa, 1831 yılında İbrahimhacılı Köyü camisinin hatibi ve köyün muhtarıdır.

1834 tarihli başka bir defterde ise Şehirlioğullarından orta boylu kumral sakallı ve 45 yaşındaki Musa oğlu Osman ise ikinci muhtardır.

1831 tarihli nüfus kaydına göre İbrahimhacılı Köyü’nün en yaşlısı Çungar yörüklerinden ve Kara Mustafaoğulları ailesinden kısa boylu aksakallı 72 yaşındaki Kara Mustafa oğlu Bekir Hacı Ali’dir. Bu şahıs 1839’da 80 yaşında vefat etmiştir.

Köyde bulunan nüfusun çoğunluğu çocuk ve gençlerden oluşmaktadır.

İbrahimhacılı Köyü’nün nüfus kayıtlarına göre köyün en kalabalık ailesi 10 kişi ile köyün muhtarı ve camisinin imamının da içerisinde olduğu Kara Mustafaoğulları ailesidir. Bu aileden sonra 8 kişi ile Çungar Yörüklerinden olan Kara Mustafa oğulları, 6 kişi ile Şehirlioğulları ve 5 kişi ile de Çalıkoğulları gelmektedir.

İbrahimhacılı Köyü’nün vergi kayıtlarına göre köyde vergi vermekle yükümlü olanlar arasında Kara Mustafaoğullarından Hüseyin oğlu Mustafa, İldelenlioğullarından Koca Bekir oğlu Koca Mehmet, Kara Mustafaoğullarından İbiş oğlu Hacı Ali, Canbazoğullarından Mustafa oğlu Hüseyin, Abdoğlu İbiş oğlu Gök Ali ve Sarı İsmailoğlu vardır.

İbrahimhacılı Köyü’nde halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Vergi kayıtlarına göre köyün en zengini devlete 700 guruş vergi veren Kara Mustafaoğullarından Hüseyin’in oğlu Mustafa’dır. Bu şahsın 60 dönüm tarlası, 2 evlek bağı 90 koyun ve 9 keçisi 30 başta çeşitli hayvanları ile 4 adet arı kovanı vardır. Vergi kayıtlarına göre de hayvancılık alanında küçükbaş (koyun, keçi ve öke) ve büyükbaş (inek, tosun, camuş, kısrak, deve ve tablak) ve arıcılık yapıldığı görülmektedir. Köyde öküz, kısrak, merkep ve bargir gibi yük hayvanların da olması köylünün güce dayalı işlerde bu tür hayvanları kullandığını ve beslediğini göstermektedir. Kayıtlara göre İbrahimhacılı Köyü’nde köylünün tasarrufunda olan 200 dönüm tarla, 6 evlek bağ, 80 büyükbaş, 222 küçükbaş, 36 deve ve 4 adet de arı kovanı vardır.

İbrahimhacılı Köyü’nde tarla, bahçe ve hayvanların değerinin üzerinden alınan vergiden başka emlak vergisi de tahsil edilmektedir. Vergi kayıtlarına göre İbrahimhacılı Köyünde vergi verenlerin emlak, hayvan,  tarla ve bağlarından Osmanlı Devleti’ne ödenecek toplam vergi miktarı 1600 kuruştur. Köydeki vergi mükelleflerinin sahibi oldukları malların kıymeti 18 bin 495 kuruştur. Bu durumda köydeki malların kıymetinin 10’da 1’ine yakın bir miktar Osmanlı Devleti’ne vergi olarak ödendiği görülmektedir.

 

213
0
0
Yorum Yaz